1965 yılında Ağrı’nın Tutak ilçesinde doğan Gürsel Erbap, eğitimini Ankara’da tamamladı ve Tutak Lisesi’ni birincilikle bitirdi. 1988 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesinden yine birincilikle Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu. Erbap, daha sonra Trakya Üniversitesi Ziraat Mühendisliği bölümünde yüksek lisansını tamamladı. İsviçre ve Almanya’daki Bühler Değirmen Mühendisliği Okulu’nda özel eğitimler alarak mesleki bilgi ve yeterliliklerini geliştirdi. 34 yıldır gıda sektöründe, özellikle un, nişasta ve glikoz alanlarında profesyonel yönetici ve kurucu ortak olarak görev yapmakta olup, şu anda Türkiye Hububat Tedarikçileri Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmektedir.
Türk Değirmencilik Sektöründe zengin bir kariyeriniz var. Sizi bu alana ve kariyerinize ilk çeken ne oldu?
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu, Marmara Bölgesi Un Sanayicileri Derneği ve İstanbul
İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurullarında aktif görev aldım. 2011-2013 yılları arasında Tekirdağ
Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüterek spora ve toplumsal sorumluluğa önem
verdiğimi göstermeye çalıştım. Halen Tekirdağ Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi, Doruk Un
Sanayi A.Ş.’nin kurucu ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı’yım.
Tahıl ve değirmencilik sektörü, insanlığın en temel ihtiyaçlarından birini karşılamaya odaklanan stratejik bir alandır. Bu sektöre olan ilgim öncelikle tarımın Türkiye’deki derin tarihi ve kültürel bağlarından ve küresel gıda güvenliğinde oynadığı kritik rolden kaynaklanmaktadır. Kariyerime başladığımda Türkiye’nin bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve küresel pazarlarda lider konuma gelebileceğini fark ettim. Yıllar geçtikçe başlangıçtaki ilgim giderek hayatımın
merkezinde yer alan bir tutkuya dönüştü.
Tahıl Sektörü şu anda küresel piyasaları altüst eden jeopolitik gerginlikler ve ticaret savaşları gibi pek çok zorlukla karşı karşıya. Türkiye için atılması gereken temel adımlar nelerdir ve siz rolünüzde bu zorlukları nasıl ele almayı planlıyorsunuz?
Jeopolitik belirsizlikler, ticaret savaşları, iklim değişikliği ve lojistik aksaklıklar gibi küresel
zorluklar, tahıl sektöründe ve dünya genelindeki ekonomilerde arz ve fiyat istikrarını derinden
etkiliyor. Asya, Avrupa ve Ortadoğu arasında köprü vazifesi gören stratejik coğrafi konumuyla
Türkiye’nin bu zorluklarla başa çıkmada büyük bir avantaja sahip olduğu açıktır. Bu avantajımızı
daha etkin kullanabilmek için, taşımacılık da dahil olmak üzere lojistik altyapımızı geliştirmek,
ithalat-ihracat dengemizi optimize etmek ve yerli üretimi desteklemek önceliklerimiz arasında yer
alıyor.
HUBUDER olarak uluslararası ticaret anlaşmalarını yakından takip ediyor ve yerel üreticileri
desteklemek amacıyla sektörel politikalar geliştiriyoruz. Dijitalleşmeyi, veri odaklı çözümleri
ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını güvence altına almak için kuraklığa dayanıklı tohum
ve tahıl araştırmalarını teşvik etmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Ayrıca kriz
dönemlerinde gıda arz güvenliğinin sağlanması ve TMO’nun piyasa düzenleme gücünün
harekete geçirilmesi için altyapı projelerine önem veriyoruz.
Türkiye’de tahıl sektöründe kamu ve özel sektör arasındaki işbirliği ve koordinasyonun önemi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’de tahıl sektörü kamu ve özel sektörün birlikte çalışması gereken stratejik bir alandır.
Gıda güvenliği ve tedarik planlaması devletin sorumluluğunda iken, özel sektör ise pazar
dinamiği ve yenilikçi çözümler sağlıyor. Ancak her iki tarafın uyum içinde çalışabilmesi için etkili
iletişim ve koordinasyon şarttır.
Gümrük vergileri, ithalat-ihracat düzenlemeleri ve stratejik rezerv planlaması gibi kritik alanlarda
kamunun düzenleyici rolü bulunmaktadır. Bu politikaların şeffaflığı ve öngörülebilirliği
özel sektör yatırımlarını ve planlamalarını kolaylaştırmaktadır.
HUBUDER olarak kamu sektörüyle şeffaf ve sürdürülebilir bir iş birliği yaratmak amacıyla
düzenli toplantılar ve çalıştaylar düzenliyoruz. Bu anlamda kamunun özel sektörün görüşlerini
daha etkin bir şekilde dikkate almasını sağlamak bizim için önemli bir çabadır. Sektörün bir bütün
olarak ihtiyaç duyduğu yatırımlar için kaynak yönetimi yapılması veya beklenmeyen olumsuz
koşullara karşı ortak tedbirler alınarak tahıl arzına istikrarlı ve zamanında müdahale edilmesinin
kolaylaştırılması amaçlanıyor.
Tahıl ticaretinde kamuoyunun ve ilgili otoritelerin ele alması gereken hangi sorunları görüyorsunuz?
Tahıl ticaretinde iyileştirilmesi gereken başlıca sorunlar şunlardır:
- Üretim maliyetlerinin azaltılması,
- Buğday, arpa ve mısır gibi stratejik ürünlerde üretimin ve uluslararası ticaretin artırılmasına yönelik teşvikler,
- İthalat, ihracat ve gümrük vergileri konusunda şeffaflık ve tutarlı politikalar,
- TMO’nun satış politikalarının tüm sektörü kapsayacak şekilde düzenlenmesi,
- Lojistik altyapı eksikliklerinin giderilmesi,
- Mevzuatın basitleştirilmesi.
Bu sorunların çözümü için kamu ve özel sektörün daha yakın işbirliği yapması gerektiğine inanıyoruz. HUBUDER olarak sektörün sorunlarının çözümünde sektörün sesi ve danışmanı olma
misyonunu üstleniyoruz.
Türkiye Hububat Tedarikçileri Derneği Başkanlığınız döneminde uzun vadeli hangi hedefleri hedefliyorsunuz?
Başkanlığım için öncelikli hedeflerim şunlardır:
Orta Vadeli Hedefler:
- Hububat dış ticaretinde ulusal rekabet gücümüzü artıracak tedbirler konusunda sektör paydaşlarımıza rehberlik etmek, teknik ve ticari gelişimlerine katkıda bulunmak
- Yurt içi ve yurt dışı sektörel gözlem gezileri düzenleyerek sektör paydaşlarımıza rehberlik etmek,
- Kamu kurumlarıyla işbirliğini geliştirmek,
- Yurt içi ve yurt dışı tahıl piyasalarına ilişkin raporlar hazırlamak ve sektörümüzü bilgilendirmek,
- Yıllık kongre ve çalıştaylar düzenleyerek sektörün gündemini belirlemek.
Uzun Vadeli Hedefler
- Genç ve kadın çiftçilere yönelik projeler geliştirmek,
- Avrupa Birliği ve uluslararası fonlardan yararlanarak sektöre kaynak yaratmak,
- Sektörel sosyal sorumluluk projeleri geliştirmek,
- HUBUDER’i daha etkin ve kurumsal bir yapıya kavuşturmak,
- Tarımsal üretimde iklim değişikliğine uyum projelerinin hayata geçirilmesi.
Tahıl Sektörü İçin En Önemli Fırsatlar ve Zorluklar Nelerdir?
Fırsatlar şunları içerir:
- Ukrayna, Rusya ve AB gibi büyük tahıl üreticilerine yakınlık,
- İhracat pazarlarına coğrafi yakınlık
- Kara ve deniz taşımacılığı açısından lojistik üs konumu,
- Değirmencilikte gelişmiş teknolojik altyapımız ve dünya çapındaki deneyimimiz,
- İleri düzeyde fırıncılık ve tahıl üretimi ve tüketimi deneyimi
- Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte yeni pazar fırsatlarının ortaya çıkması.
- Ulusal yem sektörümüzün hacmi
Sektördeki zorluklar şunlardır:
- Türkiye’de üretim maliyetleri yüksek,
- İklim değişikliğinin tarımsal üretkenliğe etkileri,
- Büyük pandemi sonrası faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlardaki kötüleşen ekonomik koşullar ve buna bağlı olarak gelişen mevcut mevzuat değişiklikleri
- Son 3 yıldır bölgemizde ve yakın coğrafyalarda yaşanan savaşlar ve bunlara bağlı terör saldırıları nedeniyle lojistikte risk, maliyet artışı, gecikme vb. engeller yaşanmaktadır.
HUBUDER olarak bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek ve zorluklara dayanıklı bir sektör yaratmak amacıyla yenilikçi teknolojilere yatırım yapmaya, uluslararası iş birliği projeleri geliştirmeye ve sektörün uzun vadeli devamlılığını sağlamaya odaklanıyoruz.









