CALL US DIRECT +44 1242 267700

Sunday, August 30, 2026
HomeAna SayfaYemde Mikotoksin

Yemde Mikotoksin

Mikotoksinlerin tahrip edici etkilerine hazırlıklı mısınız?

Yazan: Radka Borutova ve Olga Averkieva, İş Geliştirme Yöneticisi, Nutriad International

 

Mikotoksinler, başta küf olmak üzere farklı mantar çeşitlerince üretilen düşük moleküler ağırlığa sahip ikincil metabolitlerdir. Mikotoksin üreten 200"ü aşkın küf türü bulunuyor. Aflatoksin (Afla), Zearalenon (ZEN), Okratoksin A (OTA), Fumonisin (FUM), Deoksinivalenol (DON) gibi Trikotesinler ile T-2 toksin, kümes hayvanı türlerinin sağlık ve üretkenliklerini önemli ölçüde etkileyebilen mikotoksinlerin bazıları.

Mikotoksinler, gıda ve yemlerde bulunan ve önlenemeyen kirletici maddeler şeklinde ve dünya çapında ciddi bir sorun oluşturuyor. Memeliler ve kuşlarda toksisite belirtilerine neden olduğu bilinen mikotoksinlerin sayısı artıyor. Yemler, mikotoksinlerin en önemli kaynağı şeklinde. Mantar oluşumu ve buna bağlı olarak mikotoksin üretimi, mevsimler, tahıl yetiştiriciliği, kuraklık ve hasat zamanı gibi bir dizi faktöre bağlı.

Dünya çapında tahıl ve yem örneklerinin uzun vadeli analizi, genel olarak mikotoksin kirliliği düşük olsa da mikotoksinlerin tahıllarda son derece yüksek konsantrasyonlarda bulunabileceğini gösteriyor (Streit ve ark., 2013a). Bu veriler aynı zamanda miktoksin kirliliğinden etkilenen tahılların tipik olarak birden fazla mikotoksin içerdiğini ortaya koyuyor.

Mikotoksinler, toplu olarak doğrudan veya patojenler gibi diğer ana stres etkenleriyle birlikte "mikotoksikoz" adı verilen çeşitli hastalıklara neden oluyor (Raju ve Devegowda, 2000). Akut mikotoksikoz salgınları, modern kümes hayvanı üretiminde seyrek olarak meydana gelen olaylar arasında.

Ancak, düşük veya saptanamayan düzeydeki mikotoksin seviyeleri, düşük performans ve bulaşıcı hastalıklara karşı duyarlılık artışından sorumlu. Birçok vakada davranışlarının moleküler mekanizmaları tam olarak açıklanamadığından sorun daha da karmaşık.

Mikotoksinler organizmalarda oksidatif strese neden oluyor

Mikotoksikoz sırasında yaşanan biyokimyasal değişiklikler son derece çeşitli olabiliyor ve lipid peroksidasyonun mikotoksikozun kilit etkilerinden biri olduğu düşünülüyor. Mikotoksinlerin serbest radikallerin üretimini arttırarak lipid peroksidasyona doğrudan mı neden olduğu yoksa lipid peroksidasyona yönelik artan doku duyarlılığının azalan antioksidan korumasının bir sonucu mu olduğu açık değil. Her iki sürecin de etkili olması muhtemel.

Mikotoksinlerin canlı organizmalarda lipid peroksidasyon üzerindeki etkisi birkaç yazarca bildirilmiş durumda. Birçok mikotoksin, lipofil yapıdadır ve zar tarafından kolaylıkla emilerek zar içerisinde yapısal değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler, zar içerisinde lipid peroksidasyonu uyarımına neden olur. Okratoksin A, T-2 toksin, Fumonisin ve Afla"nın oksidasyonu hızlandırıcı özelliklerinin olduğu gösterilmiştir. ZEN ve sitrininin de oksidasyonu hızlandırıcı özelliklerine işaret eden veriler bulunmaktadır.

Birçok örnekte, dokularda mikotoksinlerin neden olduğu lipid peroksidasyonu, kan serumu, karaciğer ve yumurtalıklardaki doğal antioksidanların azalan konsantrasyonları ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, mikotoksinlerin tüketimi sonucunda, α-tokoferol, γ-tokoferol, karotenoidler ve askorbik asitte önemli bir düşüş görülür.

Vücutta ve özellikle de hücrelerde genel olarak antioksidanlar ve oksidasyonu hızlandırıcı maddeler arasında hassas bir dengenin sağlanması, çeşitli metabolik yolların regülasyonundan sorumludur. Besinsel stres faktörlerinin söz konusu antioksidan/oksidasyonu hızlandırıcı madde dengesi üzerinde olumsuz bir etkisi bulunur. Bu bakımdan mikotoksinler, yemlerden kaynaklanan en önemli stres faktörleri arasında değerlendirilebilir.

Mikotoksinlerin yağda çözünebilen besin maddelerinin bağırsaklarda adsorpsiyonu üzerindeki etkisi

Karotenoidler, vücuda alınmalarının ardından diğer yağda çözünen besin maddeleri ile beraber ince bağırsakta emilir ve karaciğere, ardından da yumurta sarısına iletilir. Karotenoidlerin emilimi ve özümsenmesinin tavuğun beslenme biçimindeki bileşenlerden ve genel sağlık durumundan etkilendiği bilinmektedir. Düşük adsorpsiyon (malabsorbsiyon), gıdalardan gelen besin maddelerinin mide bağırsak yolunda emilmesinde yaşanan anormalliğin yol açtığı bir durumdur.

Malabsorbsiyon sendromu, kümes hayvanlarında büyümede duraksama ve deride pigmentasyonsuzluk ile karakterize edilir ve en çok etlik piliçlerde görülür. Bu hastalık, yoğun kümes hayvanı üretimi yapılan tüm ülkelerde saptanmıştır. Bu sorunun birçok faktörden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Malabsorbsiyon sendromu genel olarak mikotoksikozun yaygın bir sonucu olarak değerlendirilir. Mikotoksinler bağımsız hareket edebilir veya genetik, hormon durumu ve yaş gibi diğer faktörler ile etkileşime girebilir.

Mikotoksinler, yağda çözünen besin maddelerinin bağırsak tarafından daha az emilmesine neden olur. Örneğin, karotenoidlerin emilimi, taşınması ve depolanmasını engeller. Mikotoksinler enterositlerde lipid peroksidasyonunu uyararak önemli ölçüde malabsorbsiyon gelişimine yol açabilen hasara neden olur.

Yemeklik yumurta sarılarının soluk rengi ve yumurta yetiştiriciliğinde kötü kalite

Tarih boyunca daima altın rengi yumurta sarıları tercih edilmiştir. Soluk renkli yumurta sarıları her zaman hasta tavukların, solucan istilasının veya kalitesiz yemin bir belirtisi olmuştur. Karotenoid, yalnızca sağlıklı ve iyi beslenen tavukların yumurta sarısında depolanır. Açık altın sarısı renginde yumurta sarıları, tavuklarda lütein ve kantaksantin gibi temel karotenoidlerin iyi seviyede bulunduğunu gösterir. Bu koruyucu maddeler doğada yaygın olarak bulunur. Yalnızca yumurta sarısına sarı rengini vermekle kalmaz, aynı zamanda yumurtada vitamin gibi hassas ve önemli maddelerin oksidasyonunu ve hasar görmesini önlerler.

Yetişitirici yemlerinde mikotoksinlerin en önemli hedeflerinden biri embriyo gelişimidir. Besinlerin mikotoksinlerle kirlenmesi, embriyoların geç dönem mortalitesini ve verimsiz yumurta sayısını arttırır ve kuluçka özelliklerini olumsuz etkiler.

Tavuklardaki embriyo dokularında yüksek seviyede çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) bulunduğundan peroksidasyona karşı duyarlıdırlar ve mikotoksinlerin yol açtığı oksidatif stres ölümcül olabilir. Karotenoidler, antioksidan özellikleri nedeniyle embriyonik gelişimin regülasyonunda rol oynar.

Lipid peroksidasyonu, mikotoksin toksisitesinde önemli bir rol oynadığından kompleks mikotoksin etkisizleştiricilerin koruyucu bir etkiye sahip olması beklenir.

Canlı organizmalardaki kanıtlar

T-2 toksin, DON, bivalenol ve OTA ile kirlenen besinlerle beslenen tavuklarda yumurta kalitesinde bozulma ve yumurta üretiminde azalma görülmüştür (Tablo 1). Yemde mikotoksinlerin bulunduğu durumlarda yumurta sarılarındaki karotenoid içeriği önemli ölçüde azalmıştır (18.3 mg/g"a karşılık 15.5 mg/g). Aynı grup içerisinde günlük yumurta kitlesi, kontrol grubuna kıyasla 12.4 g daha azdır. Küflü yem verilen kümes tavuklarında gerçekleştirilen 20 ve 50 günlük deneylerin ardından önemli ölçüde artış gösteren plazma ürik asit seviyeleri, mikotoksinlerin tüketimi nedeniyle ortaya çıkan daha yüksek seviyedeki oksidatif stres durumunu doğrulamıştır.

Sonuç

Karmaşık bir matris yardımıyla mikotoksin etkisizleştirici ile desteklenen kötü kaliteli yemlerin verildiği kuşların yumurta sarısındaki karotenoid seviyeleri ve plazma ürik asit konsantrasyonları, deneyin 20. ve 50. gününün ardından kontrol yemi verilen tavuklara benzer özellik göstermiştir. TOXY-NIL® PLUS adlı koruyucu katkı maddesinin yemlere eklenmesi ile yumurta kitlesi üretiminde bir gelişme gözlemlenmiştir.

TOXY-NIL® PLUS yalnızca canlı organizmalar üzerinde etkili olup depolanan yemde veya ham maddelerde bulunan mikotoksinleri etkisiz hale getirmez veya maskelemez. TOXY-NIL® PLUS toksinleri doğrudan hayvanların mide bağırsak yolunda, uygun şekilde yerleştirilmiş kutuplu işlev taşıyan gruplar ile yüzeyde tutma veya biyolojik bozunma (biyo-etkisizleştirme) yoluyla etkisiz hale getirir. TOXY-NIL® PLUS ve NUTRIAD"ın tüm özel olarak geliştirilen yem katkı maddeleri, adsorpsiyon, biyo-etkisizleştirme, organ, bağışıklık ve antioksidan sistemi destekleri ile hayvanları mikotoksikozdan korur ve çiftlik hayvanlarına yönelik mikotoksin yönetimi için optimum bir çözüm sağlar. NUTRIAD mikotoksin etkisizleştiricileri canlı organizmalarda vitamin, mineral veya ilaçlarla etkileşim göstermez.

özetlenen çalışma, etkili mikotoksin etkisizleştiricilerinin uygulanmasının mikotoksinler nedeniyle olumsuz etkilenen hayvan sağlığı, performans ve üretkenliği önemli ölçüde geliştirmeye yönelik bir fırsat sunuyor. Hedef performansa bağlı olarak farklı mikotoksinler daha az veya çok sıkıntıya yol açabilir. Bu nedenle, farklı hayvan grupları için farklı ürünler kullanmak mantıklı bir eğilim halini alıyor.

  • yenar800x120
NEXT POSTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here
Captcha verification failed!
CAPTCHA user score failed. Please contact us!

  • yenar800x120

Subscribe to our newsletter to get the latest news from industry

Newsletter Registration

ADVERTISING

DOWNLOAD OUR APP

Yenar