Amerika Yem Endüstrisi Birliğinin (AFIA) CEO'su ve Başkanı olan ve görevine Ekim 2019'da başlayan Constance Cullman, kariyerine çiftçileri destekleyerek, onlara canlı hayvan tahminlerinde ve gelecek yılda piyasaların durumunu anlama konusunda yardımcı olarak akademik çevrede giriş yaptı. Kendisi, tarımsal ekonomi eğitimi aldığından endüstri sorunlarına yönelik tutumu bu eğitimden etkileniyor.
Eğitiminin ardından, endüstrinin ilk kez sürdürülebilirlik konularından bahsetmeye başladığı 1990'ların sonlarına doğru, doğrudan bir çiftçilik kurumunda çalıştı. Bu dönem, çiftçilere ticari ve çevresel bakımdan güçlük oluşturan sorunlar bakımından ilginç bir dönemdi.
Cullman, bu deneyiminin ardından, ülkenin ana ticari ortakları ile birlikte çalışmak için ABD hükümetinin Dış Tarım Departmanında çalıştı. Sonrasında ise, hükümet işleri programının başkanı olarak teknoloji alanında (böcek ilaçları ve biyoteknoloji) önemli bir tarım işletmesine danışmanlık sağlamak üzere mısır işleme endüstrisine katıldı.
Milling and Grain, Cullman ile Ocak ayının sonlarına doğru ABD'de Atlanta, Georgia'da gerçekleştirilen IPPE 2020 sırasında AFIA standında görüşme fırsatı buldu.
Kısa zaman önce Amerika Yem Endüstrisi Birliğinin (AFIA) Başkanlığı ve CEO'luğu görevini üstlendiniz. Yem endüstrisi hakkında ilk izlenimlerinizden bazıları neler?
Hayvansal gıda endüstrisi hakkında ilk izlenimim dinamik bir endüstri olması. Bu endüstride yenilikçilik, hayvan besinleri ve yemlerini, günümüz dünyasında karşılaştığımız güçlüklerin bazılarına yönelik bir çözüm haline getirmek konusunda kilit bir rol oynuyor. Hayvansal gıda endüstrisi, gıda üreten hayvanlar ve evcil hayvanlar bakımından merkezde yer alıyor. Bunun nedeni, mısır ve soya gibi birçok gıda malzememizi çiftçilerden almamız ve ürünlerimizi son olarak yine çiftçilere ve çiftlik sahiplerine satmamız. Biz, özellikle ilerleyen yeniliklere baktığınızda çok heyecan verici bir yer olan bu sistemin bir parçasıyız.
Sizi yem endüstrisindeki mevcut görevinize yönelten şey ne oldu?
Her zaman geçmiş deneyimimin çok karmaşık olduğunu söylerim. Kariyerime akademik çevrede çiftçiler ile çalışarak, onlara gelecek yılda piyasaların durumunu anlama konusunda yardımcı olacak canlı hayvan tahminleri geliştirerek giriş yaptım. Eğitimim tarımsal ekonomi üzerine olduğundan aldığım eğitim endüstriye yaklaşımımı belirliyor. Ardından, doğrudan bir çiftçilik kurumunda çalışmaya başladım. 1990'ların sonlarına doğru, endüstrinin ilk kez sürdürülebilirlikten bahsetmeye başladığı bir dönemdi. Bu dönem, çiftçiler ile doğrudan çalışmak ve onlara ticari ve çevresel bakımdan güçlük oluşturan sorunları ele almak bakımından ilginç bir dönemdi. Ardından ABD hükümeti Tarım Bakanlığının Dış Tarım Departmanında çalıştım ve ticari ortaklarımız ile yakın çalışmalar gerçekleştirdim. Yönetimdeki değişikliğin arından kısa bir süre için mısır işleme endüstrisinde çalıştım. Daha sonra, ABD hükümet işleri programının bir parçası olarak teknoloji alanında (böcek ilaçları ve biyoteknoloji) önemli bir tarım işletmesine danışmanlık yaptım. Ardından üç yıllığına Çiftlik Vakfında çalışmaya başladığımda danışmanlığa ara verdim. Bu görev, duruma genel olarak bakıp nötr bir konumdan değerlendirmeler yaparak politika görüşmelerine katkı sağlamaya yönelik çok büyük bir fırsat oldu. Endüstri için danışmanlık yapmaktan ve sektörü etkileyen kararların gelişiminde rol almaktan keyif aldığımı fark ettim. Bu da, AFIA'ya katılmaktan çok heyecan duymamın nedenlerinden biri oldu.
Mevcut rolünüz uluslararası düzeyde nasıl bir etkiye sahip?
Yurt içi endüstriyi küresel bağlamdan ayrı değerlendirmek imkansız. Lisans üstü eğitimimin büyük bir bölümü uluslararası ticaret üzerineydi. Bu nedenle, yurt içi sektörümüzün küresel ortamda nasıl bir yer aldığını uzun süre inceledim. Şimdi de AFIA'da odaklandığım kilit öncelik taşıyan alanlardan biri. Çalışanlarımıza kısa zaman önce yeni ticari uzmanlar ekledik. Bu da benim ilgi alanımla mükemmel biçimde örtüşüyor. Şu anda Uluslararası Yem Endüstrisi Federasyonu'nun (IFIF) kurulunda ve bölgesel ve küresel düzeyde canlı hayvan ve kümes hayvanları yemlerinde kullanılan yem malzemelerinde Yaşam Döngüsü Değerlendirmeleri (LCA) gerçekleştiren Küresel Yem LCA Enstitüsü'nün kurulunda yer alıyorum. AFIA'da ticaret bakımından sağlam bir programımız var.
ABD ve Çin arasında devam eden ticari savaş yem üretimini etkiliyor mu?
Endüstriyi etkilediği kesin. Çin'den birçok gıda maddesi alıyoruz ve Çin, birçok AFIA üyesi için önemli bir ihracat piyasası. Karşılaştığımız en büyük sorun, şirketlerin konumlarına karar vermesi sürecinde ticari gerilimlerin işletme planlama aşamasına getirdiği belirsizlik oldu. Birinci aşama ticari anlaşma birçok kaygımızı ele aldığından bu anlaşmanın sonucu bizi çok mutlu etti. Bu kaygılarımızdan biri, Çin'e ihracat yapabilmek için tesislerin kaydedilmesi işlemi. Bu süreç bazı tesisler için neredeyse on yıllık bir gecikme yaşadı. Artık Çinli yetkililerin istediği yüksek standartları halihazırda karşılayan tesislerin kaydı için Çinli yetkililerin ABD'den yetkililer ile çalışacağı planlı bir süreç bulunuyor. İkinci öncelik ise geviş getiren hayvanlara yönelik gıda malzemeleri üzerindeki yasağı kaldırmaktı. Kümes hayvanlarına yönelik gıda malzemeleri yasağının kalktığını görmekten çok mutlu olduk. Görüşmeler zorlu geçti, ama uygulama süreci de güçlükler içerecek. Çinli yetkililer ile etkileşim halinde olabilmek için uygulanabilir bir planın benimsendiğinden emin olmak üzere ABD'li yetkililer ile görüşmelere devam edeceğiz.
Antibiyotik kullanımı, GDO'lar, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği önemli konular olmaya devam ediyor mu? Bu kaygılar çevresel kaygılardan nasıl etkileniyor?
Birçok bakımdan bunlar birbirlerine doğrudan bağlı. Antibiyotik kullanımı hayvan sağlığı için kritik önem taşıyor, ama bir yandan da antibiyotiklerin kararında kullanımına yönelik daha katı yönetim protokolleri çıkarıyoruz. Hayvan sağlığı, GDO'lar ve antibiyotik kullanımı gibi konuların tümü, tüm tarım işlemleri için sürdürülebilirlik modelimiz ile doğrudan bağlantılı. Çevreden bahsederken yalnızca bir konuyu diğerlerinden ayrı olarak ele alamayız; hepsi birbirine bağlı. Bizim yaklaşımımız, bu kaygıların ön planda ama bağlam içerisinde olmasını sağlamak.
Yem endüstrisinin çözümün bir parçası olduğunu düşündüğümden çevre hakkındaki diyaloglar beni heyecanlandırıyor. Yapmak istediğimiz şeylerden biri, insanların tüm beslenme seçeneklerinin sonuçları olduğunu anlamasını sağlamak. Örneğin, ABD'de herkes vegan olsa bu durum sera gazı salınımlarını yalnızca yüzde 2,5 kadar düşürür. Bu insanların beslenme biçimlerindeki besin değeri kaybına değer mi? Ayrıca, burada ekonominin diğer sektörlerinde kullanılan diğer hayvansal ürünler göz önünde bulundurulmuyor. İnsanlar sonuçları pek anlamadan sihirli bir çözüm yolu bulmak için acele ediyor.
Bu mesajı genel halka nasıl duyurabiliriz?
Önce ne yaptığımızdan ve sistemlerimizin durumundan bahsetmemiz gerek. Ben endüstriyi savunmaya çalışmıyorum, olanları ve değer tekliflerimizin neler olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Bu alanlarda birçok uzman var ve bunları gösteren bilimsel sonuçlara ne kadar dikkat çekebilirsek bizim için o kadar iyi olacak. Aynı zamanda iş yapma biçimimiz ve yaptıklarımızın halkın değerlerini nasıl yansıttığı hakkında şeffaf olmamız gerek. İnsanlara neler yaptığımızı anlatmamız ve sonra da kanıtlamamız gerekiyor. Benim uzun vadedeki vizyonum, uluslararası topluluklar ile olan etkileşimimizi arttırmak; dünyanın diğer yerleri ile nasıl iş ve ticaret yaptığımıza, dünya çapında besin gereksinimlerini nasıl karşıladığımıza ve çalışmalarımızı gerçekleştirdiğimiz ticari kurallar ve standartların yenilikçiliği ve bilimi desteklediğinden emin olmaya odaklanmak.
Dünya nüfusunun büyük bir bölümü hayvansal tarımdan iyi bir biçimde yararlanamıyor ve yem endüstrisi bu konunun merkezinde yer alıyor. Sizce kalkınmış ülkeler kalkınmakta olan ülkelere gıda tedariği bakımından daha fazla yardımcı olacak mı?
Ben, kalkınmakta olan ülkelerin iyi ve etkin çalıştığını kanıtladığımız bazı teknolojilere aynı şekilde erişim sağlamasının gerekli olduğunu düşünüyorum ve bu teknolojiler boyut bakımından nötr. Yem endüstrisinin güzelliği bu; boyut bakımından son derece nötr bir teknoloji. IFIF'in bir üyesi olarak birçok kapasite oluşturma ve destek etkinliği gerçekleştiriyoruz ve bu inisiyatiflere çok sıcak bakıyoruz. Kalkınmakta olan ülkelerin hayvan gıdası sektöründeki girişimcileri için destek sağlama ve özgürlük oluşturma yoluyla vatandaşlarına birçok fayda sağlayabileceğini fark etmesini istiyoruz. Daha az ile ne kadar çok üretebilirsek çevre üzerinde de o kadar az etki bırakırız. Bu küçük bir sorun değil ve bunu bir günde çözmemiz beklenemez. Ancak, durumumuz hakkında farklı bir vizyon sunuyoruz.
Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Ben inanılmaz iyimser bir insanım. Bence karşılaştığımız birçok güçlük bulunuyor, ama hem endüstri hem toplum hem de çevre alanında bu güçlüklerin üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum ve bu üçünün arasında güçlü bir bağ olduğunu düşünüyorum.









