Yazan: Phillip Clancy, Next Instruments, Avustralya

Çiftçiler, para tasarrufu etmemizi sağlayacak her şeyi satın alsaydık iflas ederdik diyorlar. Ürünlerinin, hizmetlerinin ya da buluşlarının tarımda alanındaki sıradaki büyük gelişme olduğunu iddia eden tedarikçiler hakkında çiftçilerin şüpheci olmaları şaşırtıcı değil. Bu makale, tahıl ürünlerinde verim ve protein dengesinin doğru bir hale getirmenin önemi konusunda 50 yıldan da fazla geriye giderek çok sayıda araştırma bulgusunu ortaya koyuyor.

Verim ve protein dengesi nedir?

Bitkiler, çeşitli aşamalardan geçerek büyüyüp gelişirler: oluşum, kardeşlenme, çiçeklenme ve doldurma. Başarılı bitki ve tohum gelişimi için ise gereken başlıca unsur sudur. Bunun dışında, bitkilerin gelişimini etkileyen pek çok besin maddesi bulunur, ama azot bitki gelişimi için kesinlikle en önemli ikinci unsurdur.

Tüm bitkilerin birincil amacı, genetik bilgiyi bir sonraki mahsule taşımak için tohum üreterek çoğalmaktır. Bazı tohumların bir sonraki mahsulü döllemek için üretilmesini sağlayacak şekilde bitkilerin büyüme döngüsünü değiştirmek için, bitkiler milyonlarca yıllık bir evrim ile programlanır.

Bundan dolayı, gelişimin çeşitli aşamalarında yetersiz besin bulunursa, bu durumda bitki, sapların, başların veya hatta tohumların sayısını azaltır ve mevcut olan besinlerin tohumların en sonunda üretilmesini ve salınmasını sağlayacak şekilde kullanıldığından emin olur. Bitkinin gelişiminde yaşanan bu değişimler, bitkinin verim potansiyelini etkiler. Azot, bitkinin gelişim aşamalarında bu değişiklikleri nasıl yapacağını söyleyen ana besindir.

Proteinler, ağırlık olarak yaklaşık yüzde 17,5 oranında azottan oluşur. Bu nedenle, hasat sırasında tohumlar üzerinde yapılan protein ölçümü, bitkilerdeki azot alımı ve mevcudiyetinin doğrudan bir ölçümü niteliğindedir. Gerçek zamanlı olarak bir biçerdöver ile yapılan protein ölçümü ve elde edilen verilerin verim ve GPS koordinatları ile eşleştirilmesiyle, protein, verim, azot giderme, brüt marj ve protein/verim korelasyonunu içeren alan haritaları oluşturulur.

Protein ile verim dengesi neden önemlidir?

2013 yılında, Adelaide Üniversitesi, Ziraat Fakültesi"nden Greg McDonald ve Peter Hooper, Hububat Araştırma ve Geliştirme Şirketi (GRDC) için "Azot kararları – Yönergeler ve temel kurallar" isimli bir makale yazdı. Yazarlar, 1963 yılında JS Russell"in Avustralya Deneysel Tarım ve Hayvancılık Dergisi için yazdığı bir çalışmayı referans olarak aldı, bu çalışmada Russell "buğday yetiştirme sistemlerinde N tepkime olasılığının değerlendirilmesi için tahıl-protein konsantrasyonunu kullanma fikrini anlattı. Russell, verim yanıtlarının en fazla tahıl-protein konsantrasyonu yüzde < 11.4 olduğunda ortaya çıktığını ileri sürdü."

McDonald ve Hooper iddiayı ilerleterek şunları söyledi: "yakın zamanda elde edilen verilere dayanarak, genel olarak bu sonuç halen geçerli görünüyor: Döllenmemiş kontrol grubunun tahıl-protein konsantrasyonunun yüzde <8.5 olduğu çalışmaların yüzde 100"ü, N tepkisine sahipti ve 14kg / kg N oranında bir verim tepkisi verirdi."

 "Tahıl-protein konsantrasyonunun yüzde >11.5 olduğunda, çalışmaların yalnızca yüzde 32"si N tepkisine sahipti ve ortalama verim tepkisi sıfırdı." Araştırmacılar şu sonuca vardı: "bu ilişki, sezon içerisinde N kararları almak için kullanılacak nitelikte olmasa da, bir önceki sezonda N stres derecesinin değerlendirilmesinde ve N yönetim stratejilerine yönelik hasat sonrası değerlendirmeler yapılmasında yardımcı olabilir. Bu da gelecek planlamasında yarar sağlayabilir."

Kanada"nın Alberta eyaletindeki Beyond Agronomy çiftliğinden Steve Larocque, 8000"den fazla hassas uygulama yapan çiftçiler ve tarım mühendisleri tarafından okunan bir haber bülteni yayınlıyor. Larocque, yayınladığı bültende, verimi en üst seviyeye çıkarmak ve proteini yüzde 13"ten aşağıya çekmek amacıyla azotun arpa ekinine uygulanmasında ince bir denge olduğunu belirtiyor.

Larocque şunları söylüyor: "Zor olan kısım, yüzde 13"ün aşağısında olan ama yüzde 12"nin üstünde olmayan bir protein oranıyla maksimum verimi üretmek için doğru azot oranını bulmak. Malt proteininiz yüzde 12.5"in aşağısındaysa, verimi en iyi şekilde kullanmadığınızı bilirsiniz. Çok yüksek olursa da, elinizde yüksek bir protein oranı olur ama hiç malt seçimi yapamazsınız." Larocque, verimin optimize edildiği ve protein derecesinin ürün karını en yüksek noktaya taşıdığı bu dengeye "can alıcı nokta" diyor.

Son alınan tahıl tohumlarındaki protein konsantrasyonu buğdayda yüzde 11.5"ten ve arpada yüzde 12"den azsa, o halde, mahsul tam verim potansiyelini gerçekleştirecek kadar yeterli miktarda azota sahip olmuş olmuyor. Bu durumda, toprakta azot miktarı düşük olabiliyor ya da bulunan azot bitkiye doğru zamanlarda erişmemiş olabiliyor. Buna rağmen, tüm araştırmalar, tahıllardaki protein seviyesinin yüzde 11.5"ten düşük olması durumunda, verim tepkisinin N gübrelenmesine olumlu olacağı öncülünü destekliyor.

Nitrojen ve protein arasındaki ilişki

Protein, ortak kimyasal özelliklere sahip büyük bir biyomolekül sınıfını nitelendirmek için kullanılan genel bir terimdir. Gerçekte, proteinler amino asitlerden meydana gelen peptitlerden oluşan polimer zincirleridir. İnsanlar ve hayvanlar, cilt, kas, organ vb. vücut dokularını yeniden oluşturmak için proteinleri sindirip bunlardaki aminoasitleri serbest bırakmak için protein tüketirler.  Buğday, soya fasulyesi, mısır, pirinç vb. bitkiler, insan veya hayvan bağırsağında sindirildikten sonra, aminoasit oluştururlar, bunlar da peptitleri oluşturur ve ardından proteinleri meydana getirir. 

Bir bitkinin tohumlarında bulunan proteinlerin içerisinde, yaklaşık yüzde 16-18 oranında azot bulunur. Bu nedenle, bir tarladan alınan her tahılda, protein ve azotun bulunduğu bir kısım vardır.

Örneğin, soya fasulyesinin protein içeriği yüzde 20 ise, o halde her bir tonluk tahılda 200 kilogram protein vardır. Ve bu 200 kilogram proteinde, yüzde 16 oranında, yani 32 kilogram azot bulunur. Bu da, hasat edilen her bir tonluk soya fasulyesi için, topraktan 32 kilogramlık azotun çıkarıldığı anlamına gelir. Tabii ki bitki dokusunun diğer kısımlarında da azot bulunur, ama bitkilerin çoğunda, nitrojen tohumlara protein olarak geçer.  

Daha eksiksiz bir tablo

Verim haritaları, dönüm veya hektar başına alınan tahılın kütlesini ölçer. Ancak, geçtiğimiz 25 yıl içerisinde, verim haritaları azot alımını temsil etmek için kullanılıyor. Protein haritaları, mevcut azotun bir işlevi olarak bitkinin performansının bir değerlendirmesini sunar. Protein ve verim haritaları birlikte kullanıldığında, tarlalardaki azot alımı ve mevcudiyetine dair daha eksiksiz bir tablo verir.

Mükemmel bir dünyada, bitkinin büyüme ve gelişme döngüsü boyunca topraktaki azotu ölçen bir aracın olması gerekirdi. Burada ise, bu tür bir ölçümü gerçek zamanlı olarak gerçekleştirebilen hiçbir araç yok. Öte yandan, CropScan 3300H gibi bir Biçerdöver Yakın Kızılötesi (NIR) Analizörü, tahıl ve yağ tohumlarındaki protein, yağ ve nemi hasat edildikçe ölçmek üzere tasarlandı. Protein, tohumlardaki azotu doğrudan ölçtüğü için, bu araç, bir azot çıkarma haritası oluşturmak için kullanılabilir.

Vaka çalışmaları

NSW bölgesindeki Grenfeld şehrinde yaşayan Broden Holland, 2016 hasadına yaklaşırken, yeni satın aldığı CaseIH 7240 Biçerdöverine bir CropScan 3000H monte etti. CropScan 3000H, buğday ve kanola yetiştirdiği 4500 hektarlık çiftliğinin yaklaşık her 15-20 metresinden protein, yağ ve nem verisi topladı.

Tarihsel verim verileriyle protein verilerini bir araya getirerek, üç farklı serpme gübre oranında yapılacak olan üre uygulaması için üç alan belirlemeyi başardı. Broden, çok geçmeden düşük protein yanıtını ekin performansıyla ilişkilendirdi ve aşağıda yer alan basit uygulama stratejisini geliştirdi.

CropScan 3000H donanımından aldığı protein verilerini bir azot değişimi ya da serpme gübre uygulamasına dönüştürerek, tarlalardaki protein seviyelerini azaltmayı başardı. 2016 yılında, 4. Şekilde görünen tarlanın H1 derece buğday üreten yalnızca 0.21 hektarlık bir alanı vardı. 2017 yılında ise, 87.9 hektarlık bir alan H1 derece buğday veriyordu. Aynı zamanda, 2016 yılında APW derecesini ve 2017 yılında H2 derecesini veren 38.8 hektarlık bir alan vardı. Bu tarladan elde edilen ekinler için yapılan ödemelerde yaklaşık olarak 2482$ ya da hektar başına 13.60$ değerinde bir artış yaşandı.

Hasat sonrası verim ve protein yanıtının değerlendirilmesi, VRA"nın (Değişken Oran Uygulaması) olumlu mu yoksa olumsuz bir sonuca neden olacağının belirlenmesi için esastır. 2017 yılındaki verim yanıtı, 2016 verim haritasına kıyasla tarla verimindeki değişimde yüzde 40 oranında bir azalma olduğunu gösteriyor.

Manitoba eyaletindeki Brandon şehrinden Adam Gurr, 2017 yılında Claas Lexion biçerdöverine bir CropScan 3000H monte etti. Oluşturduğu soya fasulyesi haritaları, proteinin tahıllar dışındaki ürünlerde nasıl değişkenlik gösterdiğine dair örnekler sunar. Protein, bu tarlada yüzde 20 ila yüzde 37 arasında değişkenlik gösterir, elevatöre teslim edilen yüklerde bu değer ortalama olarak yüzde 32"dir.

Genel olarak soya fasulyesinin verim ve protein arasında ters bir ilişki (seyreltme teorisi) göstermesi beklenir.

Sonuç

Çiftçiler genellikle 40 hasat boyunca çiftçilik yapar. Bu nedenle, deyim yerindeyse, "işleri istedikleri gibi yapmak" için yalnızca 40 tane şansları vardır. Çiftçiler bu yüzden bazı şeyleri değiştirmek için, mahsullerini etkileyen parametreleri ölçebilecek araçlara ihtiyaç duyarlar. CropScan 33300H Biçerdöver Analizörü, hassas tarım bulmacasının kayıp parçasını bulmanızı, yani azot alımı ve mevcudiyetini bilmenizi sağlar.

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN

Son Videolar

Leave A Comment

Don’t worry ! Your email address will not be published. Required fields are marked (*).

reklâm

DOWNLOAD OUR APP

QR Code

reklâm