Yavrulama ineklerin hayatının en zorlu aşamasıdır, zira bu aşamada hayvanın vücudu bir sonraki laktasyona hazırlanmaya başlar. Bu aşamada hayvan yeterli beslenmez ve dönem iyi idare edilemezse hayvanın sağlığı bozulur, dolayısıyla karda azalma olur.
Geviş getiren hayvanların sağlık yönetimi genelde ortaya çıkan sağlık sorunlarının tedavisi şeklinde gerçekleşir.
Ancak özellikle yavrulama öncesinde ve sonrasında günlük beslenmeye önem vererek tedbir almaya daha çok odaklanmalıyız. Optimal sağlık için formüller üretmek, ineklerde yavrulamanın daha sorunsuz olmasına ve laktasyonda gelişmeler sağlanmasına imkan verir.
Geviş getiren hayvanların sağlığı için formüller üretilerek günlük performansta iyileşme sağlanabilir.
Kemin olarak geviş getiren hayvanların sağlığı için, uzmanlığımızı ve bilimsel olarak kanıtlanmış çözümleri temel alarak formüller üretmek üzere müşterilerimizle birlikte çalışıyoruz. Hayvanların sağlıklı olmasının mandıracılığın temel taşı olduğuna inanıyoruz. Geviş getiren hayvanlar için bir sağlık programı tasarlayarak yavrulama döneminin hem öncesine hem sonrasına odaklanıyoruz. 

Kritik bir süreç

Kuru dönemdeki kritik bir süreç de yavrulamadan önceki son üç haftadır. 
Bu süre zarfında inek bir sonraki laktasyona başlamaya hazırlanır. Yeterli beslenme ve yönetim olmazsa inekler yavruladıktan sonra hızla güçten düşebilir ve potansiyel gelir kaybedilmiş olur. Yavrulamadan önceki kuru dönem, ineğin yavruladıktan sonraki performansını belirlediği için bu dönemde çok dikkatli olunmalıdır. 
Hepimiz kuruya çıkarılan ineklerin yavrulama tarihinden önce 'yavrulama ağılı'na alınması gerektiğini biliyoruz; peki bu tavsiye nereden geliyor? Laktasyonda başarı için ineğin bu dönemde kemiklerindeki kalsiyumu seferber etmesi gerekir ve bu 10-15 gün sürebilir. Laktasyona hazırlık dönemi yeterince uzun olmazsa süt humması büyük bir sorun teşkil edebilir.
Yavrulama öncesi dönemde beslenmeyi uygun hale getirmek hem ineğin kalsiyumu seferber etmesi hem de işkembenin otlama değişimlerine ve daha yüksek kalorili beslenme şekline uyum sağlaması için yeterince zaman tanır, ki bunlar besin maddelerinin emilimi ve yavrulama sonrasındaki sorunların bertaraf edilmesi açısından çok önemlidir.

Yavrulama öncesi – Günümüzün en büyük endişesi

Günümüzde endişe yaratan tek şey klinik hastalıklar ve bunların yol açtığı tedavi masrafları değil, daha da önemlisi son derece zararlı olabilen 'subklinik metabolik hastalıklar'dır. 
Subklinik hipokalsemi (SCH) olan metabolik hastalık; doğuma yakın dönemde üretim, üreme ve hayatta kalma açısından uzun vadeli sonuçlara gebe sorunlar yaratan bir 'geçiş hastalığı' olarak görülüyor.
Araştırma bulguları (Reinhardt ve ark. 2011) (bkz. Grafik 1) ineklerin laktasyon sayısı arttıkça hipokalsemiye daha yatkın olduğunu açıkça gösteriyor.

Süt hummasının ötesindeki subklinik hipokalsemi

Martinez 2014'te süt hummasının ötesindeki subklinik hipokalseminin etkilerini araştırdı. Araştırmada 24 saatlik yüzde beş etilen glikol tetra asetik asit (damardan) tedavisiyle SCH başlatıldı.
Sonuçlara göre SCH kuru ot alımını önemli ölçüde (*P<0.01) azalttı, esterleştirilmemiş yağ asitlerinin (NEFA) konsantrasyonunu artırdı, işkembe kasılmalarını azalttı ve nötrofil işlevlerinde normokalsemik ineklere nazaran azalma görülmesine yol açtı.
Martinez ve ark. (2012), normokalsemi/SCH'nin etkilerini ve yüksek riskli ineklerde dölyatağı yangısı görülme oranını nasıl etkilediğini de araştırdı. Yüksek riskli durumlar ineğe distosi teşhisi konması, ikiz doğma, ölü doğma ve cenin zarının atılmaması (RFM) olarak tanımlandı.
Yüksek riskli normokalsemik ineklerde yüzde 20 oranında dölyatağı yangısı görülürken subklinik hipokalsemik ineklerde benzer durumlarda yüzde 77,8 oranında dölyatağı yangısı görüldü (bkz. Grafik 2).

Yavrulama dönemi öncesindeki ineklerin sağlığı için formüller üretmek

Kırk iki randomize deneyden oluşan bir meta analize (Santosh ve ark. 2019) göre, katyonik beslenen (daha yüksek sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum konsantrasyonundan ötürü pozitif yükü olan beslenme şekilleri) inekler süt hummasına ya da hipokalsemiye daha çok yakalanıyor. Katyonik beslenme, ineğin kuruya alındığı yavrulama öncesi dönemde subklinik hipokalsemiyi tetikleyen güçlü etkenlerden biri.
Anyonik beslenme (daha yüksek klorür, sülfür ve fosfor konsantrasyonundan ötürü negatif yükü olan beslenme şekilleri) daha asidik bir metabolik durum sağlıyor (daha düşük kan pH'ı) ve süt hummasının daha az görülmesi bununla bağdaştırılıyor.

İnekleriniz katyonik mi anyonik mi besleniyor?

Yavrulama öncesi dönemde çoğu beslenme şeklinin, kullanılan tipik besin maddelerinden ötürü katyonik olma ihtimali yüksektir. Bunun esas sebeplerinden biri bu besin maddelerinin temelde katyonik olmasıdır.
İneklerinizi katyonik değil de anyonik beslemek, ineğin kanında optimal asitleşme sağlayabilir. Bu asidojenik beslenme şekilleri hipokalsemiyi aşağıdaki şekillerde azaltır:
Klorür iyonlarının konsantrasyonunu artırmak suretiyle hayvanın kan pH'ını hafif asidik duruma getirerek
Kan dolaşımındaki asit için tampon işlevi görmesi amacıyla kemiklerden daha fazla kalsiyum seferber ederek
Yavrulama sırasında kalsiyum miktarını azami düzeye taşıyarak
Kalsiyum eksikliğinden doğan hipokalsemi vakalarını azaltarak

   Kemin olarak laboratuvarımızdaki, katyon durumunu ölçme amaçlı beslenme testlerinin yanı sıra ineklerin idrarındaki, yavrulamadan sonraki potansiyel sorunların analizi açısından çok önemli olan pH seviyesinin gözlenmesi için sahada kullanılabilen pH ölçüm gereçleri sunuyoruz. Bu sayede hipokalsemi kontrol çözümlerini ve teknolojisini en incelikli şekilde uygulayabiliyoruz.
   Kemin'in yavrulama öncesinde ineklerin sağlığını korumak için sunduğu çözüm, kapsüllenmiş kalsiyum klorür içeren NutriCABTM.
   NutriCAB ile mümkün olan en yüksek kalsiyum klorür konsantrasyonu (yüzde 80'den yüksek), vücuda alım sorunlarının önlenmesi amacıyla anyonik tuzun acılığının maskelenmesi, uygulama ve depolama sırasında rutubet emiliminin kontrolü ve taşınma sırasında cilt güvenliğinin korunması için kapsül formunda sunuluyor ve bu ürün metabolik sağlığı iyileştirerek hayvan performansını artırıyor.

Saha koşulları altında performans

Kalsiyum eksikliğinden ötürü bağışıklığın zayıflaması ve kas oranının azalması, süt ineklerinde cenin zarının atılmaması durumlarının artmasıyla bağdaştırılabilir.
Deneyler yavrulama öncesindeki (yavrulamaya 21 gün kala) ineklerde uygulanan, NutriCAB ile asidojenik beslenme sağlanan sağlık programlarıyla cenin zarının atılmaması durumunun yüzde 28,7'den yüzde 5,4'e indiğini doğruluyor (dört çiftliğin ortalaması – bkz. Grafik 3).
İneklerde yavrulama öncesi dönem, ineğin yavruladıktan sonraki durumunu belirleyen çok önemli bir aşamadır. Bu aşamanın sonucu karlılığı doğrudan etkiler. Hipokalseminin yavrulama dönemini etkileyen en önemli sorun olduğu biliniyor.
Araştırmalara göre hipokalsemiyle mücadelede ineklerin yavrulama öncesinde asidojenik beslenmesi gerekiyor.

Kemin'in uzmanlığı ve stratejileri, yavrulama öncesi süreçteki sorunların çözülmesine ve mandıraların karlılığının artırılmasına yardımcı oluyor.

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN

Son Videolar

Upcoming Events

Yorum gönder

Elektonik posta adresiniz yayınlanmayacak. Doldurulması gereken alanlar (*) ile işaretlenmiştir.

Bültene üye ol

reklam

Magazine

Uygulamayı yükle

QR Code

reklam