Tavukların beslenmesinde ve ortamındaki bakteriyel patojenlerin kuş sağlığı ve verimi üzerinde ciddi etkileri olabildiğinden, yumurtaların mikrobiyolojik bütünlüğü önemli bir konudur.

Yumurta üretiminde en kapsamlı anlaşılan bakteriyel patojen olan salmonella, Farooq'a göre tavuklarda büyük kayıplar yaşanmasına sebep olan bakteri türlerinden (2001) ve tavukların yataklama malzemelerinde (%42), suluklarında (%36), yemlerinde (%28) ve tavuk çiftliklerinin su depolarında (%17) bol miktarda bulunuyor.

Ancak koli basili ve kampilobakter gibi oportünist gram negatif patojenler de bir o kadar kolayca kök salabiliyor.

Koli basilinin sebep olduğu kolibasiloz sendromu, kanatlı endüstrisindeki en yaygın bakteriyel hastalıklardan biri. Kolibasiloz hastalık ve ölüm oranını artırarak özellikle yumurta üretiminin zirve noktası civarında ve yumurtlama döneminin sonlarına doğru çiftliklerde ekonomik kayıplara sebep oluyor (Linden, 2015).

ABD'deki Association of Veterinarians in Egg Production tarafından yapılan bir ankete göre (O'Keefe, 2013) koli basili enfeksiyonları hem kafeste yetiştirilen hem serbest dolaşan tavuklar açısından en büyük iki sağlık sorunu arasında. Dolayısıyla sofralık yumurtaların mikrobiyolojik güvenliği tüketiciler için ağır basan bir sorun olmayı sürdürüyor.

Jones (2011) yemdeki bakteriyel patojenleri kontrol etmek için kimyasal katkı maddesi kullanılmasını öneriyor ve bu yöntemde birincil olarak organik asitler kullanılabiliyor.

Değerli katkı maddeleri

Hayvan besisinde uzun zamandır yemi stabilize etmek ve hayvan performansını artırmak için organik asitler kullanılıyor. Bu katkı maddeleri üzerinde yapılan ilk araştırmalar domuz üretimi alanındaydı (Cole ve ark., 1968), ancak çalışmalar 1990'ların başından bu yana kanatlı endüstrisince benimsenmeye başladı.

Kirschgessner ve ark. (1992) organik asitlerin (bu çalışmada fumarik asidin) tavuklarda verimlilik parametreleri üzerindeki etkilerini bildiren ilk araştırmalardan biriydi. Bu bilgi o zamandan bu yana endüstride kademe kademe yayıldı ve bu değerli katkı maddelerinin kullanımı da kanatlı endüstrisince benimsendi.

Hijyenik koşulların ve kümes hayvanı performansının organik asitler yardımıyla iyileştirilebildiği birçok kaynak tarafından bildirildi (Desai ve ark., 2007). Ancak bu konudaki önemli kısıtlamalardan biri organik asitlerin kuşların ön midesinde (kursaktan mideye) hızla metabolize edilmesi ve bu sebepten büyüme performansı üzerindeki etkilerinin azalmasıydı.

Yakın zamanda ise Lückstädt ve Theobald (2009) araştırması tarafından sodyum diformatın (ticareti Formi NDF, Addcon olarak yapılıyor – bundan sonra NDF olarak kısaltılacaktır) salmonella ve kampilobakter vakalarında sindirim yolunun tamamındaki patojenik bakterilere karşı etkili olduğu kanıtlandı.

İspanya'da ticari koşullar altında yapılan büyük ölçekli bir besi deneyinde, hayatlarının 47 ile 50'inci haftaları arasında yüzde 0,3 oranında NDF katkılı yemle beslenen kuşların bağırsaklarında koli basili bulaşma oranının yüzde 99 azaldığı görüldü. Buna ek olarak daha sonra gerçekleştirilen Kühlman ve ark. (2012) araştırmasında koli basili azalma oranının benzer olduğu, midedeki faydalı bakterilerinse bu durumdan etkilenmediği bulgusuna ulaşıldı.

Gizli masraflar

Yumurtalardaki patojenler, tavuk endüstrisinin tek sorunu değil. Yumurta kabuğunun kalitesizliği de yumurta üreticileri için çok büyük gizli masraflar oluşturuyor. Kümeste üretilen yumurtaların yüzde 10'undan fazlasının toplanamaz durumda olduğu ya da kullanımdan önce kırıldığı tahmin ediliyor ve bunlara kısmen toplanmaya uygun olmayan kabuksuz, çatlamış ya da kırık yumurtalar dahil.

Gupta (2008) araştırmasında 'Kabuk kalitesinin artırılması ve yumurtalarda kırılmanın azaltılması için her tür çaba sarf edilmeli,' yorumunda bulunuldu.

Filipinler'de gerçekleştirilen ticari bir araştırmada hayatlarının 65 ile 69'uncu haftaları arasındaki piliçlere yüzde 0,2 oranında NDF verilmesinin bu dönemde yumurta kalitesini artırdığı sonucuna ulaşıldı (bkz. Tablo 1). Burada yumurta kabuğu kalitesinin artmasının, beslenmeye asitlendirici eklenmesinden ve birçok farklı kaynağın bildirdiği üzere bunun sonucunda kuşların kalsiyuma olan erişiminin artmasından kaynaklandığı görüldü. Sonuç olarak NDF eklenen yemlerle besi yapıldığında çatlak yumurta oranı yüzde 19 azaldı.

Bu bulgular, yumurta kabuğu kalınlığı ve kütlesinde hatırı sayılır iyileşme görerek yumurta kabuğu kalitesi parametreleri üzerinde benzer etkiler saptayan Kühlmann ve ark. (2012) tarafından da teyit edildi. (Tablo 2)

Verimde artış

Yemde asitlendirici kullanımı tavuklarda patojen yükünü azaltmanın ve yumurta kalitesini artırmanın yanı sıra verimde artış sağlama açısından da potansiyel faydalara sahip.

Bu, Hindistan'ın kuru sıcak, Nijerya'nın sıcak ve nemli ve Avrupa'nın ılıman iklimine kadar geniş bir iklim kuşağı yelpazesinde gerçekleştirilen birçok araştırmada kanıtlandı.

Namakkal, Tamil Nadu, Hindistan'daki Veterinary College and Research Institute'ta 50 haftalık 270 ticari Beyaz Leghorn tavuk üzerinde yapılan 12 haftalık araştırmada, beş farklı seviyede (yüzde 0,05, 0,10, 0,15, 0,20 ve 0,25) NDF içeren beslenme, negatif bir kontrol diyetiyle kıyaslandı.

Ticari açıdan uygun dozdaki yüzde 0,1 ve 0,2 oranındaki NDF ile, tavuk-gün yumurta üretimi kontrol diyetine kıyasla önemli ölçüde arttı. Bu yıl ve tavuk başına yedi ila 13 daha fazla yumurta anlamına geliyor (bkz. Tablo 3). Aynı deneyde, bu dozlarda yemden alınan verim de önemli ölçüde arttı (Mani ve ark., 2014, veri gösterilmiyor).

Yukarıda bahsedilen sonuçların teyit edilmesi için, Nijerya'daki çok daha nemli koşullarda başka bir araştırma daha yapıldı.

Bu araştırmada, beslenmede yüzde 0,3 oranında kullanılan NDF'nin yaşı 55 haftayı aşan tavukların performansı ve sağlığı üzerindeki etkisi sekiz haftalık bir dönem boyunca incelendi. Tedavi ve kontrol gruplarının (grup başına 1.050 kuş) her ikisine araştırma boyunca ticari kanatlı diyeti uygulandı.

Deney döneminde NDF verilen kuşlarda yem alımı daha düşüktü (119 yerine 112 gr/kuş/gün; P<0,001) ve aynı dönemde tavuk-gün yumurta üretimi büyük ölçüde gelişme kaydetti (NDF ve kontrol gruplarında sırasıyla yüzde 85,9 ve 77,7; P<0,001).

Deney dönemi boyunca üretilen yumurta sayısı NDF ile beslenen grupta 57.518, kontrol grupta ise sadece 51.047'ydi (P<0,001). Deneyin sonunda NDF grubunda toplam yumurta ağırlığı 3.510 kg, kontrol grubunda ise 2.910 kg idi, ancak toplama yönteminden ötürü istatistik kıyas yapılamadı.

Son olarak katkı maddesi kullanımı hastalık oranında büyük bir düşüşe sebep oldu (NDF ve kontrol gruplarında sırasıyla yüzde 0,67 ve 3,81; P<0,001).

Kolombiya'da ise Kahverengi Babcock tavuklar üzerinde, çoğunlukla subtropikal koşullarda gerçekleşen bir araştırma yürütüldü. Kuşlar 44 haftalıktı ve deney 10 hafta sürdü. İlk beş hafta kuşlara katkı maddesi verilmezken 49'uncu haftadan itibaren beslenmelerine yüzde 0,25 NDF eklendi (bkz. Tablo 5). Günlük yem alımı 115 gr/gün şeklindeydi.

Yüzde 0,25 NDF verilen kanatlılarda tavuk-gün yumurta üretimi büyük bir gelişme göstererek (P=0,015) yüzde 1,1 arttı. Aynı zamanda yumurta ağırlığı da büyük bir gelişme göstererek (P=0,001) yüzde ikiden fazla arttı – bütün yumurtalar arasında AA ve AAA ebadında olanların yüzdesi de (veri gösterilmiyor) önemli ölçüde arttı.

Son olarak yemden daha fazla verim alınmasıyla üretimde de neredeyse yüzde üç artış kaydedildi. Bu da kontrol grubuna kıyasla, bir kilogram yumurtanın 60 gram daha az yemle üretilmesi anlamına geliyordu. Ayrıca yukarıda sözü edilen bütün gelişmiş performans parametreleri tavukların yaşının daha ileri olmasına rağmen elde edildi.

Konseptin etkili olduğu kanıtlandı

Yakın zamanda Avrupa'da (Slovakya) yapılan bir deney, tavuklarda sodyum diformat kullanımının özellikle yaşı ilerleyen kuşlarda verimi artırdığını bir kez daha kanıtlandı. Şekil 1'de uzun vadeli bir deneyde, 48'inci ve 68'inci haftalar arasında yüzde 0,15 oranında NDF verilen Kahverengi Lohmann tavuklarıyla ilgili ticari verileri gözler önüne seriyor. Verilere göre NDF verilen kuşlarda tavuk-gün yumurta üretimi bu tür için belirlenen standardın çok üzerinde.

NDF kullanımının başlamasından 10 hafta sonra verimlilik normun yüzde 5,7 üzerine çıktı ve deneyin sonunda NDF verilen tavukların TG yüzdesi o yaştaki tavuklar için belirlenen standardın yüzde 9,2 üzerindeydi.

Beslenmede organik asit tuzu kullanmanın tavuklarda verimi artırmak açısından birçok fayda sağladığı aşikar.

Öncelikle bu tuzların yem aracılığıyla biyogüvenlik yönetiminde uygulanması, kuşların bakteriyel patojenlerle savaşmasına yardım ediyor. Besin maddelerinin, özellikle kalsiyum gibi minerallerin sindirilebilirliğinde yarattıkları artış yumurta kalitesinde iyileşmeye sebep oluyor. Beslenmeye organik asit eklemek suretiyle besin maddelerine erişimi artırmak, üretilen yumurta sayısında da rol oynuyor; iyi durumdaki kuşlar daha üretken oluyor.

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN

Son Videolar

Yorum gönder

Elektonik posta adresiniz yayınlanmayacak. Doldurulması gereken alanlar (*) ile işaretlenmiştir.

Bültene üye ol

reklam

Magazine

Uygulamayı yükle

QR Code

reklam